akide etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
akide etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7.6.20

KİTAB VE SÜNNET'TEN İSLAMİ AKİDE

KİTAB VE SÜNNET'TEN
İSLAMİ AKÎDE
Muhammed bin Cemil Ziynu


Akide, yani inanç hakkında çok mühim olan bu sorulara, her biri hakkında Kur'an  ve sahih hadislerden delil getirerek, okuyan verilen cevabın doğruluğuna tam bir kanaat getirsin diye yanıt vermeyi  uygun buldum. Zira tevhid akidesi, insanın  dünya ve ahiret saadetinin esasını teşkil etmektedir.

   Allah (celle celaluhu)'dan bu kitapta açıklamaya gayret ettiğim bu doğru Akide'den bütün Müslümanları faydalandırması ve onu kerim olan vechine halis kılmasını niyaz ederim. müellif 

okumak için tıklayın:

30.4.20

İSTİKBAL İSLAM'A AİTTİR


İSTİKBAL İSLAM'A AİTTİR
Muhammed Nasiruddin el-Elbani

Müslümanların Rableri (azze ve celle)'ye dönmek, Rableri (azze ve celle)'nin kıtabını uygulamak, Resulu (sallAllahu aleyhi ve sellem)'in sünnetine uymak, haramlarından sakınmak, onu razı edecek şeylerde birleşmek suretiyle, kendilerini buna (yani istikbalin İslam'ın olacağına) hazırlamaları gerekir.

okumak veya indirmek için tıklayın:
İSTİKBAL İSLAM'A AİTTİR

20.4.18

MÜCMEL SELEFİ SÂLİH AKÎDESİ Şeyh Salih bin Fevzan

MÜCMEL SELEFİ SÂLİH AKÎDESİ
Her kimin itikadı, Resûl (sallAllahu aleyhi ve sellem) ve ashabının itikadlarına muvafık olursa, şüphesiz ki o kimse, Allah'ın azabından necat bulur ve Cennete girer. Bunun için, bu akîdeye iltizam eden ve bu akîde üzere sebat eden fırka, "Fırka-i Naciyye (Kurtulan Fırka)" olarak adlandırılmıştır.

Bu fırkanın bu isimle adlandırılmasının sebebi onun, Allah (azze ve celle)'nin azabından kurtulmuş olmasına râcidir. İşte o, yetmişüç fırka arasından bir fırkadır. Diğer fırkalar ise Ateş'tedir -(bundan) Allah'a sığınırız-.

O halde Fırka-i Nâciyye, Resûl (sallAllahu aleyhi ve sellem)'den ve Sahabesinden başlayarak Saat'in kıyamı ânında bu Muhammedî ümmetin âhirinin nihayetine kadar her zamanda, Ehl-i Sünnet ve'l-Cemaat'tır.



okumak için (e-kitap) lütfen tıklayın:*
indirmek için lütfen tıklayın:

*e-kitap sitesinde reklam çıkabilir, üst sağdan veya alttan kapatabilirsiniz!

23.6.16

SELEFÎLİĞİN HAKÎKATİ VE ALÂMETLERİ

SELEFÎLİĞİN HAKÎKATİ VE ALÂMETLERİ
ŞEYH SALİH BİN FEVZÂN
(tam metin)

Önemli olan "davetçi" olmak değildir. Önemli olan "hakîkî davetçi" olmaktır. 

Bu da bizi, Selef'in menhecini bilmeye özen göstermeye; Selef'in menhecinin tüm alanlarını, akîde, ahlak ve amel dairesinde öğrenmeye çağırmaktadır.

O, Allah Resûlu (sallAllahu aleyhi ve sellem)'in, Sünnete ittibâ ederek Nebî (sallAllahu aleyhi ve sellem) ve ashabını örnek alanların ve Kıyamet kopana kadar onların yolu üzere yürüyen kimselerin menhecidir.

Nebî (sallAllahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: 

"Ümmetimden bir taife […ki bunlar Selef ve Selefîlerdir…] daima hak üzere zahir olacak; Allah (tebâreke ve teâlâ)'nın emri gelene dek, onları perişan etmek isteyenler de onlara muhalefet edenler de o taifeye zarar veremeyeceklerdir." (Buhari ve Muslim) müellif


Okumak için (e-kitap) tıklayın:
İndirmek için tıklayın:

*e-kitap sitesinde reklam çıkabilir, üst sağdan veya alttan kapatabilirsiniz!

27.1.16

TEVHİD VE KISIMLARI Şeyh Muhammed bin Salih el-Useymin

TEVHİD 
VE 
KISIMLARI
Şeyh Muhammed bin Salih el-Useymin

İbadet ancak Allah ( azze ve celle) için yapılırsa sahîh olur. 

Ulûhiyet tevhîdini ihlâl eden kimse, -rubûbiyet tevhîdi ile isim ve sıfat tevhîdini ikrar etse bile- müşriktir, kâfirdir. 

Şayet bir adam, Allah (subhanehu ve teala)'nın yaratıcı olduğuna, mâlik olduğuna, tüm işleri idare edici olduğuna, O (subhanehu ve teala)'nın hak ettiği isim ve sıfatların sahibi olduğuna iman etse ama Allah ile beraber başkasına ibadet etse; o kimsenin rubûbiyet tevhîdini ve isim ve sıfat tevhîdini ikrâr etmesi kendisine bir fayda sağlamaz. müellif



Okumak için (e-kitap) tıklayın:
İndirmek için tıklayın:

*e-kitap sitesinde reklam çıkabilir, üst sağdan veya alttan kapatabilirsiniz!

8.6.15

MÜCMEL SELEFİ SÂLİH AKÎDESİ

MÜCMEL SELEFİ SÂLİH AKÎDESİ
Şeyh Salih bin Fevzan


Her kimin itikadı, Resûl (sallAllahu aleyhi ve sellem) ve ashabının itikadlarına muvafık olursa, şüphesiz ki o kimse, Allah'ın azabından necat bulur ve Cennete girer. Bunun için, bu akîdeye iltizam eden ve bu akîde üzere sebat eden fırka, "Fırka-i Naciyye (Kurtulan Fırka)" olarak adlandırılmıştır.

Bu fırkanın bu isimle adlandırılmasının sebebi onun, Allah (azze ve celle)'nin azabından kurtulmuş olmasına râcidir. İşte o, yetmişüç fırka arasından bir fırkadır. Diğer fırkalar ise Ateş'tedir -(bundan) Allah'a sığınırız-.

O halde Fırka-i Nâciyye, Resûl (sallAllahu aleyhi ve sellem)'den ve Sahabesinden başlayarak Saat'in kıyamı ânında bu Muhammedî ümmetin âhirinin nihayetine kadar her zamanda, Ehl-i Sünnet ve'l-Cemaat'tır.

okumak için (e-kitap) lütfen tıklayın:*
indirmek için lütfen tıklayın:
*e-kitap sitesinde reklam çıkabilir, üst sağdan veya alttan kapatabilirsiniz!

19.11.14

SELEFİN MENHECİ IŞIĞINDA KUR'AN MEÂLİ

SELEFİN MENHECİ IŞIĞINDA
KUR'ÂN MEÂLİ
(Tashihli ve ilâveli yeni yayın!)

Duyuru: Meâlimizi hazırlarken sureleri/âyetleri karışık, hatta bazı ayetleri parça parça meâllendirdik. Maalesef sonraki gözden geçirmelerimde -çok az da olsa- bazı kelimelerin kasıtsız bir şekilde düştüğüne muttali oldum. Bu dikkatsizliğimiz, bizim çalışmayı  bir an neşretme isteğimizden kaynaklanmıştır. Şu an itibariyle tashihe devam ediyorum ve varsa düşen kelimeleri ilave ediyorum. İnşâAllah bu minvalde devam edeceğiz... 
hazırlayan: Ebu Umeyr bin Mehmed et-Turkî


Daha önce neşrettiğimiz "TEVHİD VE HALİS SELEFİ AKİDENİN BEYANI" isimli risalenin tashihini yaparken mütercim kardeşim Ebu Turab ile neredeyse hiç bir meâlden faydalanamadık. Çareyi tercüme ve teliflerimizde geçen ayetleri yeniden gözden geçirmede bulduk.

Bilâhare İslami bir forumda genç bir kardeşimizin Selef akidesine göre bir Kur'an meâlinin olup olmadığını araştırdığını müşâhede ettim. Buna cevaben birinin -ben bilirim edasıyla- böyle bir meâlin arayışı içine girmenin doğru olmayıp belli bir akideye göre bir meâlin hazırlanamayacağını yazdığını gördüm.

Vâkia ise tam zıddıdır, hazırlanan her meâl hazırlayan tarafından kendi akidesine göre hazırlanmaktadır. Bunun bir örneğini şöyle verebilirim: Meşhur iki hocanın hazırladığı bir meâlde Mülk Suresinin 16. ayetinde geçen "أَأَمِنتُم مَّن فِي السَّمَاء أَن يَخْسِفَ بِكُمُ الأَرْضَ فَإِذَا هِيَ تَمُورُ/Semâdakinin sizi yere batırmayacağından emin mi siniz, artık o çalkalandığında?" Allah (subhanehu ve teala)'nın semada oluşunu -herhalde kendilerinin Eş'ari akidesine müntesib olduğundan dolayı- inkar ederek ayeti şöyle tahrif ettiklerine şahid olabilirsiniz: "Gökteki (melek)lerin sizi yere geçirmesinden emin mi oldunuz?" 

Hani akideye göre meâl hazırlanmıyordu? 

Emin olun adedi 300 civarında diğer meâllerde de daha bir çok akideyle karşılaşacaksınız...

Tüm bu müşkilatları gözönünde bulundurarak Selefin menheci ışığında bir meâlin eksikliğini gidermek için yayınladığımız her çalışmada geçen ayetleri ayet-ayet, sure-sure topladık. Ve uzun bir çalışmamızdan sonra meâlimiz -biiznİllah/Allah'ın izniyle- tamamlandı.

Yukarıda forumda geçen diyaloğa yeniden dönecek olursak, Selef akidesi herhangi bir akide değildir, Selefi akide tek sahih akidedir. Allah Resûlu (sallAllahu aleyhi ve sellem)'in, sahabenin, tabiinin, tebe tabiinin ve kıyamete kadar bunların yolunda gidenlerin akidesidir. Diğer fasid akideler ise bunların yolundan gitmeyip heva ve hevesine uyanların akidesidir. Allah (subhanehu ve teâlâ) bizi bu sapık akidelerden korusun. (Amin)

İlk neşir: Zilhicce 1435/Ekim 2014 [son güncelleme: 19 Ekim 2026] 

indirmek için tıklayın:
https://drive.google.com/file/d/1vwptWOAmHBimzrM2ujhZAyRi6UEkVVX_/view?usp=drivesdk

8.9.14

ALLAHU TEALA SÜNNETE İTTİBA EDENLERİ SEVER

ALLAHU TEALA
SÜNNET'E İTTİBA EDENLERİ SEVER
Şeyhulİslam İbn Teymiyye


Allahu Teâlâ ancak Resûlu'ne uyanları
seviyor. Demek ki, Resûlu'ne uymuş olanlar gerçekten
sevmiş oluyorlar Allah'ı, başkaları değil...
Resûle uymak ise, ancak kulluğun ne olduğunu araştırıp
öğrenmekle mümkün olacak bir iştir. Halbuki, Allah'a
muhabbeti olan pek çok kimse, Allah'ın gönderdiği
Şeriat'tan ve Sünnet'inden çıkmakta ve sayıp
dökemeyeceğimiz çeşitli sapıklıklar ileri sürmektedirler.






20.7.14

ALLAHU TEÂLÂ'NIN ARŞ'ININ ÜZERİNE İSTİVASI VE İLMİNİN KULLARIYLA BERABER OLMASI


ALLAHU TEÂLÂ'NIN ARŞ'ININ ÜZERİNE İSTİVASI VE İLMİNİN
KULLARIYLA BERABER OLMASI


ŞEYH ABDURRAHMAN EL-BERRAK

Kur'an, Sünnet ve İslâm ümmetinin ilk müslümanlarının ittifakıyla sâbittir ki, Allahu Teâlâ yedi kat semâsının üzerinde Arş'ının üzerine istiva buyurmuştur. 

O, en yücedir ve O, her şeyin üzerindedir. O'nun üzerinde hiçbir şey yoktur. Nitekim Allahu Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:

"Allah O'dur ki, semavatı ve arzı ve ikisi arasındakileri altı günde yarattı, sonra Arş'ın üzerine istivâ etti. Sizin için O'ndan başka bir velî ve bir şefaatçı yoktur. Hâlâ tezekkür etmez misiniz (düşünmez misiniz)?" (Secde Suresi, 3. ayet)

İmam Zehebi (rahimehUllah) "İstiva" hakkında der ki: "(İstiva) ayeti hakkında cumhurun kalblerinde yer eden O'nun misli olmaksızın (Arş'ını) istiva ettiğine dair yakinleridir. İşte onların selim fıratlarında ve doğru zihinlerinde yer eden budur. Eğer bunun başka bir manası olsaydı söylenirdi ve ihmal edilmezdi. Şayet onlardan birisi eğer İstiva'yı te'vil etmiş olsaydı gayretler bu te'vilin nakli hususunda yoğunlaşırdı. Ve nakledilmiş olsaydı şöhret te bulurdu." (Bknz. İmam Zehebi, el-Uluvv)


 okumak için (e-kitap) tıklayın:

indirmek için tıklayın:
 

7.7.14

HALİS SELEFÎ AKÎDE - EHLİ SÜNNET VE'L-CEMAAT AKÎDESİ ŞEYH ABDURRAHMAN BİN NÂSIR ES-SA'Dİ



HALİS SELEFÎ AKÎDE
EHLİ SÜNNET
VE'L-CEMAAT
AKÎDESİ
ŞEYH ABDURRAHMAN BİN NÂSIR ES-SA'Dİ


Onlar, Muhammed (sallAllahu aleyhi ve sellem)'in Allah'ın hidayetle ve bütün dinlere üstün kılmak için hak dinle gönderdiği kulu ve resûlü olduğuna şehadet ederler.

O (sallAllahu aleyhi ve sellem) mü'minlere nefislerinden daha evlâdır. O (sallAllahu aleyhi ve sellem) nebîlerin hâtemidir/sonuncusudur; insanlara ve cinlere beşîr/müjdeci ve nezîr/uyarıcı olarak, O (celle celaluhu)'nun izniyle Allah'a davetçi ve aydınlatan bir kandil olarak gönderilmiştir. 

Allah, O (sallAllahu aleyhi ve sellem)'i din ve dünya salâhı için; mahlukatın Allah'a ibadeti/kulluğu (hakkıyla) yapmaları için ve bu hususta O (celle celaluhu)'nun rızkıyla istiane etmeleri için göndermiştir. müellif


okumak için (e-kitap) tıklayın:

indirmek için tıklayın:

26.6.14

İSLAM ÜMMETİNİN SAADETİ NASIL GERÇEKLEŞİR? ŞEYH ABDULAZİZ BİN ABDULLAH BİN BAZ

İSLAM ÜMMETİNİN
SAADETİ
NASIL GERÇEKLEŞİR?


ŞEYH ABDULAZİZ BİN ABDULLAH BİN BAZ


Ey Müslüman Topluluğu!

Rabbinizin Kitabını tedebbür ediniz, onu çokça tilavet ediniz, ondaki emirlere sarılınız, ondaki nehiylerden sakınınız.

Kur'ân'ın övdüğü ahlakı ve amelleri öğreniniz ve bu amellere (yarış edercesine) koşunuz, onları ahlak edininiz.

Kur'ân'ın zemmettiği, sahiplerini korkuttuğu ahlakı ve amelleri de öğreniniz ve bu amellerden uzak durunuz, aranızda da birbirinize bunu tavsiye ediniz.

Rabbinize kavuşuncaya dek bu hâl üzere sabrediniz. Böylece ikramı hak eder, dünya ve Ahirette kurtuluşu, saadeti ve izzeti kazanırsınız.

Resûl (sallAllahu aleyhi ve sellem)'in Sünnet'ine özen göstermek, onunla bilinçlenmek ve onun ışığında yürümek, Müslümanların üzerindeki vaciblerin en önemlilerindendir. Çünkü Sünnet, ikinci vahiydir; Allah'ın Kitabını tefsir edicidir ve onun gizli kalmış olabilecek manalarına irşad edicidir. (müellif)

okumak için (e-kitap) tıklayın:

indirmek için tıklayın:

26.5.14

BİD'AT EHLİ TEKFİR OLUNUR MU? Şeyhulİslam İbn Teymiyye



BİD'AT EHLİ TEKFİR OLUNUR MU? 
Şeyhulİslam İbn Teymiyye



Bid'at ehli arasında da zındık münafıklar vardır; işte bunlar kâfirdir. Ve böyleleri, Râfızîler ile Cehmiyye arasında çoktur. Bunların reisleri de zındık münafıklardır. Aynı şekilde "rafz" bid'atını ilk çıkaran bir münafıktı. Cehmiyye akidesi de aynı durumda olup aslı zındıklık ve nifak idi. Bu sebebledir ki, bâtıni felsefeci Karmatîler ve benzerlerinden münafık zındıklar, aralarındaki yakınlık dolayısıyla Rafızîliğe ve Cehmiyye'ye meylederlerdi.

Yalnız, bid'at ehli arasında bâtınen ve zahiren iman sahibi olan, ama aynı zamanda cehalet ve zulüm sebebiyle Sünnet'ten ayrılarak hatalar içerisine düşenler de vardır. 

Bunlar ne kâfirdirler, ne de münafık. Ama bunlarda bazan, fâsık veya âsî duruma düşmelerine sebeb olan bir taşkınlık ve zulüm meydana gelebilir. Bazan da te'vil ederek hataya düşmüş, bu sebeble de hataları afvedilmiş olabilirler. Hattâ bazan bütün bunların yanısıra bu kimselerde öyle bir iman ve takva bulunabilir ki, bu kimseler, iman ve takvaları oranında Allah'ın veliliğini kazanabilirler.     İbn Teymiyye

Okumak (e-kitap) için tıklayın:

İndirmek için tıklayın:

7.5.14

GÜNÜMÜZDE SELEFİ SALİHİN GİBİ NASIL OLURSUN?


GÜNÜMÜZDE SELEFİ SALİHİN GİBİ NASIL OLURSUN?

Selef imamlarından el-Evzai (rahimehUllah) der ki: "Sünnetin yolunda sabırlı ol ve senden öncekilerin durduğu yerde sende dur. Onların konuştuğu yerde sende konuş ve onların uzaklaştığı şeylerden sende uzaklaş. Selefi salihinin yoluna uy, onlar için yeterli olan senin içinde yeterlidir."  
(Sahih bir senedle, bknz.: Şerh'il-Usul el-İtikad Ehl'is-Sunne ve'l-Cemaah, el-Lalekai)

"Allah'a giden yolda hakem ve kılavuz, sadece Allah Resûlu (sallAllahu aleyhi ve sellem)'dir, Allah (subhanehu ve teala) bunu en güzel şekilde hayata geçiren Selefi Salihin'i sonradan gelen insanlar için örnek bir toplum yapmıştır. Binaenaleyh Selef'in yolu kurtuluş yoludur."
 İbn Kayyim el-Cevziyye (rahimehUllah)





Okumak (e-kitap) için tıklayın:

İndirmek için tıklayın: 
GÜNÜMÜZDE SELEFİ SALİHİN GİBİ OLURSUN?

22.4.14

KRAVAT TAKMANIN HÜKMÜ


KRAVAT TAKMANIN HÜKMÜ

Sual: Kravat takmanın hükmü nedir?

Cevab: Caiz değildir, buna ilaveten küffarın gelenek ve alâmetlerindendir.


[Şeyh Salih bin Saad es-Suheymi (hafizahUllah)'ın bir ders kaydından.]

10.4.14

SELEFİ DAVETİMİZ Muhammed Nâsıruddîn el-Elbâni





SELEFİ

DAVETİMİZ

Şeyh İmam Allâme Muhaddis
Muhammed Nâsıruddîn el-Elbâni (rahimehUllah)'ın
Bir Konferansının Transkripsiyonu
  
Konu:
Selefî Menhecin Asıl ve Kaideleri,
Hüccet Oluşu, Bizatihi Pratik Örnekleri ve
Bu Menhece Muhalif Bazı Fırkalardan Sakındırılması







 
okumak (e-kitap) için tıklayın:
Selefi Davetimiz

indirmek için tıklayın:  
Selefi Davetimiz

11.3.14

Selefî Davet'in müessisi/ kurucusu Allah'tır

    

Selefî Davet'in müessisi/ kurucusu Allah'tır

Şeyh el-Elbani (rahimehUllah)'a şöyle sorulur:

"Size şöyle söylediğiniz nisbet ediliyor: 

'Şüphesiz ki Selefî Davet'in müessisi/ kurucusu Allah'tır.'

Bu doğru mudur? Eğer doğru ise, biz nasıl O (celle celaluhu)'nun nefsine nisbet etmediği bir sıfatı O (azze ve celle)'ye nisbet edebiliriz?"

Bunun üzerine Şeyh (rahimehUllah) şöyle  cevap vermiştir:

"Evet böyle söyledim. Bu sıfat değildir. Dilimizle Allah (azze ve celle)'den bahsetmek, vâki olan hakikatı tabir içindir. Bu, bizim Allah'ı, kendi nefsini vasfetmediği bir şeyle sıfatlandırmamız anlamına gelmez.

Falanca davetin kurucusu filancadır diyene karşılık olarak: 'Kurucusu: Allah'tır' dediğim zaman o, bu oluşun binasını tesis edendir. Bu da, üzerinde alimlerin ittifak ettiği, Allah'a ıtlak edilmesi caiz olmayan vasıflandırma türünden değildir. Tesis, beşerin işinden değildir. O ancak beşerin Rabbinin işidir."

[Not: "Medine Fetvaları" (Sual No: 48) ayrıca yayınlarımızdan "Selefi Davet Usulü"]

19.2.14

ARAPCA KiTAPLAR





   indirmek için tıklayın:



İslam'da Kafirlere Benzememek ve Muhalefet Esastır

İSLAM'DA KAFİRLERE BENZEMEMEK
VE
MUHALEFET
ESASTIR


Şeyhulİslam İbn Teymiyye
Şeyh Muhammed Nasiruddin el-Elbani



Allah Resûlu (sallAllahu aleyhi ve sellem) bir gün sahabilere: "Sizler karış-karış, adım, adım, sizden önceki toplumların yolunu izleyeceksiniz. Hatta onlar bir keler deliğine girecek olsalar, bunların ardından gideceksiniz." buyurunca sahabiler:

"Ya ResûlAllah, bizden öncekilerden kasdınız yahudiler ile hristiyanlar mıdır?" diye sordular. Nebimiz de kendilerine: "Başka kimler olabilir" diye karşılık vermiştir.

"Kıyâmet kopmaz, tâ ki ümmetim, kendisinden evvelki ümmetlerin yolunu karış karış, arşın arşın tâkip etmedikçe" buyurmuştu. (Ashab tarafından): Yâ ResûlAllah! (Yollarından gidilen) Fars ve Rum gibi milletler midir? Diye soruldu. "Başka kim olabilir ki?" diye cevap vermiştir.

Görülüyor ki, Nebimiz (sallAllahu aleyhi ve sellem) hem ehli kitap olan yahudiler ile hristiyanlara ve hem de Romalılar ile eski Farslılara benzeyeceklerini, onların yaşama tarzlarına özeneceklerini vaktiyle açık açık bildirmiştir. Bu yüzden Nebimiz (sallAllahu aleyhi ve sellem) hayatı boyunca müslümanlara hem berikilere ve hem de ötekilere benzemeye kalkışmayı kesinlikle yasaklamıştır...

okumak (e-kitap) için tıklayın:

9.2.14

İSTİKBAL İSLAM'A AİTTİR - SELEFİ DAVETİN ZAFERİ

İstikbal İslam'a Aittir

Selefi Davetin Zaferi
    
Senelerdir çeşitli hizip ve gruplara Allah (subhanehu ve teala)'nın yardımı gelmemiş ve başarılı olamamışlardır ve olamayacaklardır da, zira davet ettikleri din sürekli kendi menfaatlarıdır. Bir taife ise garibler olduğu halde ve insanlar tarafından hor ve hakir görülse de sürekli Allah (subhanehu ve teala)'nın yardımına mazhar olmuştur ve olmaya devam edecektir, zira Allah'ın Resûlü (sallAllahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:
    
"Ümmetimden bir tâife daima hak üzere olacaktır. Allah'ın emri gelene dek onları hakir görenler onlara zarar veremeyeceklerdir ve bu taife böyle kalacaktır." 

Bu çalışmamızda zaferin ancak Selefi Menhec'e tutunmakla mümkün olduğunu açık açık ilan eden zamanımızın Selefi Davet İmamlarından "Asrın Muhaddisi" ünvanlı Şeyh Muhammed Nasiruddin el-Elbani'nin eserlerinden derlediğimiz bilgileri türkçe okuyan/konuşan müslümanlar ile paylaşmak istedik.


Sünnet düşmanı bid'atçılar kendi aralarında bölük pörçük oldukları halde sürekli Şeyh el-Elbani'yi kötülediğini duyarsınız. Aynen Mu'tezile'nin Ahmed bin Hanbel düşmanlığı gibi, zira bu büyük İmam yılmaz duruşuyla bunların belini kıyamete kadar bükmüş ve devletlerinden olmuşlar ve bir daha kendilerine gelememişlerdir -inşeAllah'ta gelemeyeceklerdir, Şeyh el-Elbani (rahimehUllah)'ta M. Gazali gibi veya kısa bir zaman önce sünnet düşmanlarının saflarında katledilen el-Buti gibilerinin çıkardığı her bir fitneye anında cevab vermiştir.      

okumak için tıklayın (e-kitap): 
 İSTİKBAL İSLAM'A AİTTİR - SELEFİ DAVETİN ZAFERİ 

indirmek için tıklayın:
İSTİKBAL İSLAM'A AİTTİR - SELEFİ DAVETİN ZAFERİ