teymiyye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
teymiyye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17.6.17

SAHİH TEFSİR ARAPÇA


nette arapça tefsirleri araştırırken hicri 1419/1998 miladi senesinde yayınlanmış sadece sahih ve hasen rivayetlerle hazırlanmış orijinal -bildiğim kadarıyla alanında bir ilktir- hoş bir tefsir buldum, sizinle bunu paylaşmak istedim:

SAHİH TEFSİR ARAPÇA CİLT 1

SAHİH TEFSİR ARAPÇA CİLT 2


SAHİH TEFSİR ARAPÇA CİLT 3

SAHİH TEFSİR ARAPÇA CİLT 4

EK (tek cilt halinde muhtasar):

SAHİH TEFSİR MUHTASAR ARAPÇA TEK CİLT





14.3.16

EHLİ SÜNNET İLE EHLİ BİD'AT ARASINDAKİ FARK

EHLİ SÜNNET 
İLE 
EHLİ BİD'AT 
ARASINDAKİ 
FARK
ŞEYHULİSLAM İBN TEYMİYYE

Muhammed (sallAllahu aleyhi ve sellem)'in dîni, diğer dinlere ancak ve ancak Ehli Sünnet ile muzaffer olmuştur. Nitekim İslam dîni, Ebu Bekir, Ömer ve Osman (radiyAllahu anhum)'un hilafetleri döneminde hiç bir dînin nâil olamadığı bir sûrette zuhûr etmiştir.

Şüphesiz ki Doğu'da ve Batı'da, eskiden olsun şimdi olsun, İslam dînini ikâme eden Müslümanlar, cumhûrdur. Rafızîler ancak İslam'ı yıkmak, İslam'ın bağlarını kesmek ve İslam'ın kaidelerini ifsad etmek yolunda çaba sarfetmişlerdir.

Bu ümmet içerisinde, -elhamdulİllah- hak üzere zâhir bir tâife hep olacaktır. Hiçbir mülhid, hiçbir bid'atçı, istilâ yolu ile veya Ehli Hakk'a karşı zafer kazanma sûreti ile bu taifeyi ifsad etme imkânına kavuşamayacaktır. Bid'atçılar sadece, sapıklık üzere kendilerine tâbi olanları dalâlete düşürebileceklerdir. müellif

Okumak için (e-kitap) tıklayın:
İndirmek için tıklayın:
*e-kitap sitesinde reklam çıkabilir, üst sağdan veya alttan kapatabilirsiniz!


15.2.16

HOCAM ŞEYHULİSLAM İBN TEYMİYYE Hafız İbn Kesir

HOCAM 
ŞEYHULİSLAM İBN TEYMİYYE
Hafız İbn Kesir

İbn Teymiyye (rahimehUllah) büyük âlimlerden biri olup ictihadlarında hata yaptığı da, isabet ettiği de olmuştur. Ancak isabetine nisbetle hatası engin denizdeki bir nokta kadardır. 

Ayraca Sahih-i Buharî'den nakledilen bir hadis-i şerifte de anlatıldığı gibi bu işte yapmış olduğu hataları da bağışlanmıştır: 

"Hakim hükmeder, ictihad eder ve sonra isabet ederse ona iki ecir vardır. Hükmeder, ictihad eder ve sonra hata ederse ona bir ecir vardır." 

Demek ki İbn Teymiyye her halukârda sevap kazanmıştır.
Hafız İbn Kesir

Okumak için (e-kitap) tıklayın:
İndirmek için tıklayın:
*e-kitap sitesinde reklam çıkabilir, üst sağdan veya alttan kapatabilirsiniz!


29.11.15

İBN TEYMİYYE'NİN İBN KESİR ÜZERİNDEKİ ETKİSİ




İBN TEYMİYYE'NİN
İBN KESİR
ÜZERİNDEKİ ETKİSİ

Yakın bir zaman önce her fırsatta İbn Teymiyye'nin şahsında Sünnet düşmanlığı yapan kelamcı/bid'atçı bir yayınevinin İbn Kesir'in tefsirini yayınladığını gördüm. 

Evet, Hafız İbn Kesir (rahimehUllah) Şeyhulİslam İbn Teymiyye'nin öğrencisidir, aynen İbn Kayyim el-Cevziyye ve İmam Zehebi gibi. Tuhaftır, bu gûruh İbn Teymiyye'ye düşman olduğu halde, birebir fikirdaşı olduğu öğrencilerinin kitaplarıyla ne alıp veremediği var acaba?




okumak için (e-kitap) tıklayın:
indirmek için tıklayın:

*e-kitap sitesinde reklam çıkabilir, üst sağdan veya alttan kapatabilirsiniz!

12.11.15

ALİMLER ARASINDAKİ KARDEŞLİK VE MUHABBET

ALİMLER ARASINDAKİ KARDEŞLİK VE MUHABBET
DOSTUM İBN KAYYİM EL-CEVZİYYE
HAFIZ İBN KESİR

(İbn Kayyim el-Cevziyye) Şeyh Takiyyuddin İbn Teymiyye, hicretin 712. senesinde Mısır diyarından Dımaşk'a geldiğinde derslerine devam etmiş, Şeyh İbn Teymiyye'nin vefatına kadar kendisinden yararlanmış ve büyük miktarda ilim tahsil etmişti.
Daha önceki tahsili de buna eklenince büyük bir alim olmuş, kendi babında bir çok ilimde eşsiz bir insan haline gelmişti.
Ayrıca gece ve gündüz talebeler çokça yanına geliyor, ondan ders alıyorlardı.
Allah (subhanehu ve teala)' ya çokça yalvarıp yakaran bir insandı. Kıraati güzel, huyu güzel, sevecen ve hiç kimseyi kıskanmayan, kimseye eziyet etmeyen, kimseyi ayıplamayan, kimseye öfke duymayan bir insandı. Hafız İbn Kesir

okumak için (e-kitap) tıklayın:
indirmek için tıklayın:
DOSTUM İBN KAYYİM EL-CEVZİYYE

*e-kitap sitesinde reklam çıkabilir, üst sağdan veya alttan kapatabilirsiniz!

24.4.15

AKILCI KELAMCILARLA HADİS EHLİ ARASINDAKİ FARK Şeyhulİslam İbn Teymiyye


AKILCI KELAMCILARLA HADİS EHLİ ARASINDAKİ FARK
Şeyhulİslam İbn Teymiyye


İbn Şihâb ez-Zührî şöyle diyor:
"Âlimlerimiz derlerdi ki: Sünnet'e sarılmak, kurtuluşa ermektir."

İmam Mâlik de şöyle demiştir:
"Sünnet, Nuh (aleyhisselam)'ın gemisi gibidir; ona binen kurtulur, geride kalan boğulur".

Böyledir, çünkü Sünnet, Şeriat ve bunların çizdiği yol, kulları Cenâb-ı Hakk'a götüren dosdoğru yoldur. Nebîmiz (sallAllahu aleyhi ve sellem) ise bu yolda, delil, hidâyet rehberi ve mahir bir kılavuzdur. müellif





okumak için (e-kitap) lütfen tıklayın:*
indirmek için lütfen tıklayın:

*e-kitap sitesinde reklam çıkabilir, üst sağdan veya alttan kapatabilirsiniz!

2.11.14

KAFİRLERİ VELÎ/DOST EDİNME HAKKINDA UYARILAR


KAFİRLERİ
VELÎ/DOST EDİNME
HAKKINDA UYARILAR

İMAM TABERİ HAFIZ İBN KESİR 
İMAM KURTUBİ

Şayet kim mutlak olarak kafirleri veli/dost edinirse kafir olur, eğer bunu izhar ederse. Şayet bunu gizleyecek olursa münafıktır. 

Konu hakkında Şeyhulİslam İbn Teymiyye (rahimehUllah) şöyle demiştir:

"Her kim kafirlerin ölülerini ve dirilerini sevgiyle yad ederse, onlara tazim gösterip onlara uyduğunu belirtirse onlardan olur. Tıpkı İbrahim (aleyhisselam)'ın düşmanlarına muvafakat eden Keldaniler ve diğer müşriklerde ve aynı zamanda yıldızlara tapan ve sihir yapan kimselerde olduğu gibi. Aynı zamanda Firavun'dan olup Musa (aleyhisselam)'a düşmanlık eden, onun bir şey olmadığını iddia eden, yapanın ve yaratanın Allah'ın değilde mahlukatın olduğunu söyleyen kavimlerdeki insanlarda olduğu gibi."


okumak için (e-kitap) tıklayın:

indirmek için tıklayın:

18.10.14

MEŞHUR ÂLİMLERİN ÖLÜM ANINDA SELEF YOLUNA DÖNÜŞÜ Şeyhulİslam İbn Teymiyye


MEŞHUR ÂLİMLERİN ÖLÜM ANINDA SELEF YOLUNA DÖNÜŞÜ 
Şeyhulİslam İbn Teymiyye


Mü'minler içinde Nebî'lerine en çok tâbi olan Selef'tir. Selef'in menheci,Nebî (sallAllahu aleyhi ve sellem)'in menhecine en muvafık olan menhecdir. 

Bunun için, tüm ibadet ve davet meselelerinde bu menhecin en derin noktalarını incelemek ve bu menheci ilim, ibadet ve davette doğruya muvafık olmayı umarak tatlı ve serin bir su şeklinde müslümanlara sunmak, araştırmacılar üzerine vaciptir. 

Şüphesiz ki bu ümmetin âhiri ancak bu ümmetin evvelinin salâh bulduğu ile salâh bulabilir. 

Şöyle ki akîdesinde, ibadetlerinde, muamelatında, teamüllerinde, edebinde ve ahlakında İslam'ın menheci kesinlikle apaçıktır.  Çünkü bu menhec, Kitap, Sünnet ve Sahabe (radıyAllahu anhum)'un fehminden alınmış bir menhectir.


okumak için (e-kitap) tıklayın:
MEŞHUR ÂLİMLERİN ÖLÜM ANINDA SELEF YOLUNA DÖNÜŞÜ
indirmeK için tıklayın:
MEŞHUR ÂLİMLERİN ÖLÜM ANINDA SELEF YOLUNA DÖNÜŞÜ

12.9.14

TASAVVUFÇULARDAN GAZALi VE SELEFiLERDEN iBN TEYMiYYE ARASINDAKi FARK


TASAVVUFÇULARDAN GAZALİ  
VE
SELEFİLERDEN
İBN TEYMİYYE
ARASINDAKİ FARK
AbdurRahman el-Vekil
AbdulAziz bin Muhammed el-Halife
Mescid-i Aksa, hicri 492 yılında haçlıların eline düşüyor, tasavvufun hücceti Gazali ise hayatta olmasına rağmen belki de kılı bile kıpırdamıyor ve bu büyük olay karşısında harekete geçmiyor. Bırakın harekete geçmesini, kitaplarında bir satırla da olsa buna temas etmiyor. Bu olaydan sonra Gazali 13 sene daha yaşamış, buna rağmen bu olay kalemini bile harekete geçirmemiştir. Nasıl geçirsin ki? Çünkü Gazali o yıllarda kitapları üzerine kapanmış ve cansızların evliya ile nasıl konuştuklarını anlatmaya çalışıyordu.

Aynı şekilde tasavvufun kutupları sayılan İbn Arabi ve İbn el-Farid da Haçlı Seferleri zamanında yaşamış olmalarına rağmen birinden bir savaşa katıldığı yahut teşvik ettiği yahut müslümanların başına gelen felaketlerden kopan feryatlar veya iniltilerden birini şiir veya nesirlerinde tescil ettiğini görmüyoruz. Çünkü ikisi de insanlara Allah'ın kulların aynısı olduğunu kararlaştırmakla meşguldüler. Onun için müslümanlar haçlılarla niçin savaşacaktı? Zira ikisine göre haçlılar da o suretlerde tecessüd eden Allah'ın zatından başka şeyler değildi.

Şimdi Allah için söyleyiniz, tasavvufçuların bu tavrı nerede, Şam'ı işgal eden Moğollar'a karşı Şeyhulİslâm İbn Teymiyye'nin cihada teşvik eden, düşmana meydan okuyan ve bizzat cihad eden tavrı nerede?! Şam'a girmelerini önlemek için bir grup Şam'lının başında Moğollar'ın komutanı Kazan'a gitmiş ve komutanı dehşete düşürecek bir cesaret ve kahramanlıkla ona seslenmiştir. İstekleri kabul edilmeyince Mısır'a gitmiş, Sultan Nasır'ı daha önce savunmadığı Şam'a yürümesi ve onu düşmana karşı savunması için teşvik etmiştir. Bu isteğini Nasır kabul etmiş ve iki ordu Şam yakınlarında Mercussufur denilen yerde karşılaşmıştır. Savaş dört gün sürmüş ve müslümanlar büyük bir kahramanlıkla savaşa devam etmiştir. Dördüncü günün ikindi vakti Mısır ve Şam askerleri muzaffer olmuş ve doğudan batıya kadar bütün İslâm alemini tehdit eden Moğol ordusu büyük bir yenilgiye uğramıştır.

okumak için (e-kitap) tıklayın:

indirmek için tıklayın:




8.9.14

ALLAHU TEALA SÜNNETE İTTİBA EDENLERİ SEVER

ALLAHU TEALA
SÜNNET'E İTTİBA EDENLERİ SEVER
Şeyhulİslam İbn Teymiyye


Allahu Teâlâ ancak Resûlu'ne uyanları
seviyor. Demek ki, Resûlu'ne uymuş olanlar gerçekten
sevmiş oluyorlar Allah'ı, başkaları değil...
Resûle uymak ise, ancak kulluğun ne olduğunu araştırıp
öğrenmekle mümkün olacak bir iştir. Halbuki, Allah'a
muhabbeti olan pek çok kimse, Allah'ın gönderdiği
Şeriat'tan ve Sünnet'inden çıkmakta ve sayıp
dökemeyeceğimiz çeşitli sapıklıklar ileri sürmektedirler.






İBN TEYMİYYE'NİN İBN KESİR ÜZERİNDEKİ ETKİSİ


İBN TEYMİYYE'NİN
İBN KESİR
ÜZERİNDEKİ ETKİSİ

Yakın bir zaman önce her fırsatta İbn Teymiyye'nin şahsında Sünnet düşmanlığı yapan bid'atçı bir yayınevinin İbn Kesir'in tefsirini yayınladığını gördüm. Evet, Hafız İbn Kesir (rahimehUllah) Şeyhulİslam İbn Teymiyye'nin öğrencisidir, aynen İbn Kayyim el-Cevziyye ve İmam Zehebi gibi. Tuhaftır, bu gûruh İbn Teymiyye'ye düşman olduğu halde, birebir fikirdaşı olduğu öğrencilerinin kitaplarıyla ne alıp veremediği var acaba?





okumak için (e-kitap) tıklayın:



3.7.14

BİD'AT VE HEVÂ EHLİNİN TEKFİRİ MESELESİ

BİD'AT VE HEVÂ
EHLİNİN
TEKFİRİ
MESELESİ
Şeyhulİslam İbn Teymiyye

Akaid  meselelerinde  çokları  hata  yapanları   tekfir etmişlerdir.  Halbuki   ne sahabeden   ne  de  onlara güzelce      uyan      tabiinden      böyle     bir     görüş bilinmemektedir.        Ne          de        müslümanların imamlarından böyle bir şey duyulmuştur.

Bu görüş aslında hariciler, mu'tezile ve cehmiyye gibi kendilerine muhalefet edenleri tekfir ederek bid'ate düşen fırkaların görüşüdür.

Bu tutum malikiler, şafiiler, hanbeliler ve diğer imamlara tabi olanların çoğunda da görülmüştür. Bunlar da tekfirde bu yolu tutabilirler. Bazıları bütün bid'at ehlini tekfir eder. Sonra bu görüşünden farklı düşünenleri bid'atçı olmakla itham eder. Halbuki bu, aynen haricilerin, mu'tezile ve cehmiyyenin görüşüdür.

Bu görüş, yani her bid'atçıyı tekfir etme, ne dört mezheb imamında, ne de diğer ulemada bulunmaz. Onların içinde her bid'atçıyı tekfir eden kimse yoktur. Bilakis onlardan yapılan sarih nakiller bunun aksinedir. müellif


okuma için (e-kitap) tıklayın:

indirmek için tıklayın:

26.5.14

BİD'AT EHLİ TEKFİR OLUNUR MU? Şeyhulİslam İbn Teymiyye



BİD'AT EHLİ TEKFİR OLUNUR MU? 
Şeyhulİslam İbn Teymiyye



Bid'at ehli arasında da zındık münafıklar vardır; işte bunlar kâfirdir. Ve böyleleri, Râfızîler ile Cehmiyye arasında çoktur. Bunların reisleri de zındık münafıklardır. Aynı şekilde "rafz" bid'atını ilk çıkaran bir münafıktı. Cehmiyye akidesi de aynı durumda olup aslı zındıklık ve nifak idi. Bu sebebledir ki, bâtıni felsefeci Karmatîler ve benzerlerinden münafık zındıklar, aralarındaki yakınlık dolayısıyla Rafızîliğe ve Cehmiyye'ye meylederlerdi.

Yalnız, bid'at ehli arasında bâtınen ve zahiren iman sahibi olan, ama aynı zamanda cehalet ve zulüm sebebiyle Sünnet'ten ayrılarak hatalar içerisine düşenler de vardır. 

Bunlar ne kâfirdirler, ne de münafık. Ama bunlarda bazan, fâsık veya âsî duruma düşmelerine sebeb olan bir taşkınlık ve zulüm meydana gelebilir. Bazan da te'vil ederek hataya düşmüş, bu sebeble de hataları afvedilmiş olabilirler. Hattâ bazan bütün bunların yanısıra bu kimselerde öyle bir iman ve takva bulunabilir ki, bu kimseler, iman ve takvaları oranında Allah'ın veliliğini kazanabilirler.     İbn Teymiyye

Okumak (e-kitap) için tıklayın:

İndirmek için tıklayın:

2.5.14

RAŞİD HALİFELER HAKKINDA Şeyhulİslam İbn Teymiyye


RAŞİD HALİFELER HAKKINDA         
Şeyhulİslam İbn Teymiyye


Hamd, âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur. Fazilette önce Ebû Bekir'in, sonra Ömer'in, sonra Osman'ın, sonra da Ali'nin (radıyaAllahu anhum) geldiği görüşü sahabe, tabiîn ve etbâuttâbiînden ilim ve dinle şöhret bulmuş müslüman müctehidler arasında ittifak edilen bir görüştür.

Mâlik'in ve Medine ehlinin, Leys bin Sa'd'ın ve Mısır ehlinin, el-Evzaî'nin ve Şam ehlinin, Süfyân es-Sevrî'nin, Ebû Hanîfe, Hammâd bin Zeyd, Hammâd bin Seleme ve benzeri Irak ehlinin görüşü budur.

Şafiî, Ahmed bin Hanbel, İshak, Ebû Ubeyd ve benzeri ümmet içerisinde sıdk ehli olmakla bilinen imamlar da bu görüştedir.   Şeyhulİslam İbn Teymiyye



Okumak (e-kitap) için tıklayın:

İndirmek için tıklayın: 

24.4.14

SELEF VE HALEF YOLU Şeyhulİslam İbn Teymiyye



  
    SELEF VE HALEF YOLU 
     Şeyhulİslam İbn Teymiyye

Selef'in bütün yapmak istediği şey Allah Resûlu
(sallAllahu aleyhi ve sellem)'e muvafakat üzere bulunmak
olduğu halde nasıl oluyor da onların bu yolunu
bırakabiliyorlar?

Gerçekten de Selef'in sahip olduğu ilim ve imân nâmına
ne varsa hepsi, Allah'ın kendileri karanlıklardan aydınlığa çıkardığı, Aziz ve Hamîd olanın yolu olan Sırat-ı
Müstakîm'e ulaştırdığı şeylerdi, bunu da Nebîleri
(sallAllahu aleyhi ve sellem)'den elde etmişlerdi.






Okumak için (e-kitap) tıklayın:
 

İndirmek için tıklayın:

9.4.14

İbadetlerin Temeli Nedir? Şeyhulİslam İbn Teymiyye



İbadetlerin Temeli Nedir? 
Şeyhulİslam İbn Teymiyye


Bid'atçıların yaptıkları ayinlerini meşrulaştırmak için sürekli: "Bu bilgi bize gizli getirildi!" veya: "Falanca mubarek zât rüyasında gördü!" gibi zırvaladıklarını müşahede edersiniz. Uydurmanın bahanesi de uydurma olsa gerek. Oysa gerçek ibadetin temeli Allah (azze ve celle)'nin  kitabı ve Resûlu (sallAllahu aleyhi ve sellem)'in sahih Sünnet'idir. Şeyhulİslam İbn Teymiyye (rahimehUllah) bu konuyu eserlerinde hep işlemiştir.

 İbn Teymiyye külliyatından alıntıladığımız konuyla alakalı bölümü burada yayınlıyoruz... 



Okumak için (e-kitap) tıklayın:

İndirmek için tıklayın:



19.2.14

İslam'da Kafirlere Benzememek ve Muhalefet Esastır

İSLAM'DA KAFİRLERE BENZEMEMEK
VE
MUHALEFET
ESASTIR


Şeyhulİslam İbn Teymiyye
Şeyh Muhammed Nasiruddin el-Elbani



Allah Resûlu (sallAllahu aleyhi ve sellem) bir gün sahabilere: "Sizler karış-karış, adım, adım, sizden önceki toplumların yolunu izleyeceksiniz. Hatta onlar bir keler deliğine girecek olsalar, bunların ardından gideceksiniz." buyurunca sahabiler:

"Ya ResûlAllah, bizden öncekilerden kasdınız yahudiler ile hristiyanlar mıdır?" diye sordular. Nebimiz de kendilerine: "Başka kimler olabilir" diye karşılık vermiştir.

"Kıyâmet kopmaz, tâ ki ümmetim, kendisinden evvelki ümmetlerin yolunu karış karış, arşın arşın tâkip etmedikçe" buyurmuştu. (Ashab tarafından): Yâ ResûlAllah! (Yollarından gidilen) Fars ve Rum gibi milletler midir? Diye soruldu. "Başka kim olabilir ki?" diye cevap vermiştir.

Görülüyor ki, Nebimiz (sallAllahu aleyhi ve sellem) hem ehli kitap olan yahudiler ile hristiyanlara ve hem de Romalılar ile eski Farslılara benzeyeceklerini, onların yaşama tarzlarına özeneceklerini vaktiyle açık açık bildirmiştir. Bu yüzden Nebimiz (sallAllahu aleyhi ve sellem) hayatı boyunca müslümanlara hem berikilere ve hem de ötekilere benzemeye kalkışmayı kesinlikle yasaklamıştır...

okumak (e-kitap) için tıklayın:

4.1.14

SELEFTE TEKFİR MESELESİ VE CEHÂLETİN MAZERET OLUŞU

SELEFTE
TEKFİR
MESELESİ
VE
CEHÂLETİN MAZERET OLUŞU


Kuşkusuz Ehli Sünnet ve'l-Cemaat'ın akidesi hakkındaki apaçık olan net sonuç, bu akidenin sertlik ve yumuşaklık arasında orta bir yol üzerinde oluşudur. Tıpkı İslam dininin diğer dinler arasında vasat olduğu ve Ehli Sünnet ve'l-Cemaat'ın diğer fırkalar arasında da yine vasat halli olmuş olduğu gibi.

Tüm meselelerde olduğu gibi tekfir meselesinde de yine Ehli Sünnet ve'l-Cemaat, apaçık olarak açıklamış olduğu akidesiyle, bu meselede epeyce ifrata kaçan mürcie mezhebiyle de (zıtlaşıp) vasat olan yolu tutmuştur. Nitekim bu mürcie mezhebi, küfür isminin küfür olarak belirtilen yerlerinde bile ifrata kaçmıştır. Öyle ki onlardan bazıları küfür kelimesinin küfür içermediğini de söylemiş, başka taraftanda yine ifrata düşen diğer bid'at ehli fırkalarla da zıtlaşıp kendilerine muhalefet edenleri tekfir etmiş, bazıları da büyük günahları işleyenleri tekfir etmiştir.

Küfür kelimesi bir basit kelime olmayıp, bilakis önemi büyük olan, vakası, maksadı ve akibeti oldukça ehemmiyet arzeden bir kelimedir. Muhakkak ki bu konunun hükmünü müslümana karşı müsâmahakarsızca ortaya koyanlar ancak cahilliği ve pervasızlığı ile piyasaya çıkmaktadırlar.

Okumak  (e-kitap) için tıklayın:
Selefte Tekfir Meselesi

İndirmek için tıklayın:
Selefte Tekfir Meselesi

19.12.13

KAFİRLERİ MUTLAK OLARAK DOST EDİNMEK, VELİ OLARAK KABUL ETMEK


KAFİRLERİ MUTLAK OLARAK DOST EDİNMEK, VELİ OLARAK KABUL ETMEK
Şüphesiz ki hamd Allah'ındır. O'na hamd eder, O'ndan istiane eder ve O'na istiğfar ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allah'a sığınırız. Allah kime hidayet verirse onu dalâlete düşürecek yoktur; kimi de dalâlete düşürürse onu hidayet edecek yoktur. Lâ ilâhe illAllah'a, O (celle celalahu)'nun tekliğine ve şerîki olmadığına şehadet ederim. Muhammed'in O (celle celaluhu)'nun kulu ve resûlu olduğuna şehadet ederim. Allah O'na, âline ve ashabına salat ve çokça selam etsin. Emmâ ba'du:
Veli düşmanın zıddıdır. Lügat bakımından ise velayet, yardım demektir. Bu yüzden dolayı da köle, amcaoğlu, yardımcı, komşu ve sıhriyyet bağı olan kimse hakkında kullanılmaktadır. [1]
İstilahi bakımdan ise velayet, yardım etmek, ikram ve ihtiram göstermek, birbirlerini içi ve dışıyla seven iki kimsenin bu halde bulunmaları demektir. [2]
Allahu Teala Kitab'ında, bir çok yerinde kafirleri veli (dost) edinmenin haram olduğunu belirtmiş, şöyle buyurmuştur:
"Ey îman edenler! Benim de düşmanım olan, sizin de düşmanınız olan kimseleri dost edinmeyin; zira aranızdaki dostluğa istinaden onlara, (Resûle ait haberleri) sızdırırsınız. Halbuki onlar, size gelen hakkı inkâr etmişlerdir. Resûlu ve sizi, Rabbınız olan Allah'a îman ettiniz diye yurdunuzdan çıkarıyorlardı. Eğer benim yolumda cihad etmek ve benim hoşnudluğumu kazanmak için çıkmışsanız, onları dost edinmeyin. Zira dostluk sebebiyle onlara gizlice haber bildirmiş olursunuz. Ben, gizlediğinizi de, açığa vurduğunuzu da bilirim. İçinizden her kim bunu yaparsa, hak yoldan sapmış olur." [3]
Bir ayette de şöyle buyrulmuştur:
"Ey îman edenler! Eğer küfrü imana tercih ediyorlarsa, babalarınızı ve kardeşlerinizi dost edinmeyin. İçinizden kimler onları dost edinirse, işte zâlimler onlardır." [4]
Başka bir ayette ise şöyle buyrulmuştur:
"Ey îman edenleri yahudileri ve hrıstiyanları kendinize dost edinmeyin, Onlar biribirlerinin dostudurlar. İçinizden her kim onları dost edinirse, o onlardandır. Allah, şüphesiz, zâlim kimseleri doğru yola iletmez." [5]
Allahu Teala ayetinde, kitap ehlini dost edinmeyi zemmetmiş, bunun imanı nefyeden bir konu olduğunu beyan etmiştir.
Bir ayetinde ise şöyle buyurmuştur:
"Münafıklara da haber ver ki, kendileri için çok acı bir azâb vardır. Mü'minleri bırakıp da kafirleri dost edinen (o münafık)ler. onların yanında kuvvet ve şeref mi arıyorlar? Oysa şan, şeref, güç ve kudret hepsi de Allah'ındır." [6]
Allah (celle celaluhu) bu ayetiyle münafıkların kafirleri veliler edindiğini zikretmiştir. Bir ayette de şöyle buyurmuştur:
"Şu münafıklık edenleri görmüyor musun? Kitap ehlinden inkâr eden yahudilere diyorlar ki: 'Eğer siz yurdunuzdan çıkarılacak olursanız, muhakkak biz de sizinle beraber çıkarız. Size karşı hiç kimseye itaat etmeyiz. Sizinle savaşırlarsa mutlaka size yardım ederiz.' Allah şâhidlik eder ki onlar muhakkak yalancıdırlar." [7]
Akrabalık bağlarını gözetmek ve bir ihtiyaç gibi belirli konularda müşriklerle dostluk etmek ise günah olup küfür değildir. Tıpkı Nebi (sallAllahu aleyhi ve sellem)'in bazı haberlerini müşriklere yazan Hatib bin Ebi Beltea'da bunun hasıl olduğu gibi. Aynı şekilde İfk kıssasında İbn Ubeyy'e yardımcı olan Sa'd bin Ubade'de de bunun hasıl olduğu gibi. [8]
Şayet kim mutlak olarak kafirleri veli (dost) edinirse kafir olur, eğer bunu izhar ederse. Şayet bunu gizleyecek olursa münafıktır. Konu hakkında Şeyhulİslam İbn Teymiyye (rahimehUllah) şöyle demiştir:
"Her kim kafirlerin ölülerini ve dirilerini sevgiyle yad ederse, onlara tazim gösterip onlara uyduğunu belirtirse onlardan olur. Tıpkı İbrahim (aleyhisselam)'ın düşmanlarına muvafakat eden Keldaniler ve diğer müşriklerde ve aynı zamanda yıldızlara tapan ve sihir yapan kimselerde olduğu gibi. Aynı zamanda Firavun'dan olup Musa (aleyhisselam)'a düşmanlık eden, onun bir şey olmadığını iddia eden, yapanın ve yaratanın Allah'ın değilde mahlukatın olduğunu söyleyen kavimlerdeki insanlarda olduğu gibi.
Şübhe yok ki bu taifeler -küfürleri zahiren görülse de- İslam'a girdiklerini söyleyen bu kimseler, hatta ilim, ibadet ve imamlıkta da meşhur olan kimseler de yine (kafirlerin) küfürlerinden ve onları tazim etmelerinden ve karar kılmış oldukları vs. konularla hükmolunmayı (helal) gördüklerinden dolayı (münafık) kapsamına girmişlerdir.
Allah Teala habis olanla temizin ve hakla batılın arasını ayırmayı sever ve böylece de bu sayılan sınıfların münafık olduklarını ya da kendilerinde nifakın bulunduğunu belirtmektedir, velev ki müslümanlardan da olsalar. Çünkü bir kişinin zahiren müslüman oluşu, içiyle münafık oluşunu engellemez." [9]
İşte bu da gösteriyor ki, nifak konusu çeşitlidir. Dolayısıyla kişinin kafirleri veli edinişi ile ilgili nifaka girme derecesinin durumu, kafirleri veli edinme derecesine göre olmaktadır.
Konu hakkında İbn Teymiyye'nin sözünün özü şöyledir:
1.Her yönüyle kafirlere benzemek küfürdür. Ancak bazı işlerde kafirlere benzemek mesela giyimde, kuşamda vs. ise bu da haramdır.
2.Kim kafirleri tekfir etmezse ve Allahu Teala'nın İslam'ın dışında başka bir dini kabul etmeyeceğine de inanmazsa kafir olur.
3.Kim kafirleri mutlak olarak dost edinirse ve onlara mutlak olarak velayet hakkını verirse kafir olur. [10]

[1] Bknz.: Es-Sihah, 6/2528
[2] Bknz.: Teysir'ul-Aziz'il-Hamid, 422.
[3] Mümtehine Suresi, 1. Ayet
[4] Tevbe Suresi, 23. ayet
[5] Maide Suresi, 51. ayet
[6] Nisa Suresi, 138.-139. Ayet
[7] Haşr Suresi, 11. ayet
[8] Bknz. Mecmu'ul-Fetava, 7/522.-523.
[9] Bknz. Mecmu'ul-Fetava, 28/201.-202.
[10]"Tekfir Meselesinde İbn Teymiyye'nin Menheci", AbdulMecid bin Salim bin Abdİllah el-Meşabi